26 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında 6 gece 5 gündüz süren ve Sivas, Erzurum, Ağrı, Van Bitlis, Siirt ile Şanlıurfa vilayetlerini kapsayan Nur Menzilleri Doğu-2018 gezimizi gerçekleştirdik.
Gezimize 26 Nisan Perşembe gecesi İstanbul/Fatih’ten yola çıkarak Bismillah dedik. Sabah namazı için Kırıkkale civarında mola verdik ve ardından Sivas’a ulaştık. Sivaslı Nur talebeleri bizleri bahçelerinde ağırlayıp kahvaltı ikram ettiler. Sivas yol üzerinde olduğu için uğradığımız bir nokta idi. Nur menzilleri ile doğrudan bir bağlantısı bulunmuyordu. Yine Cuma namazına kadar az da olsa gezme imkanı bulabildik.

Otobüsümüz valilik binasının bulunduğu meydan bizleri bıraktı. Cuma namazına kadar bir-bir buçuk saatlik kısa bir vaktimiz vardı gezmek için. Herkes ufak gruplara ayrılıp dağıldı. Bir kısmımız gezisine -şuan Bilim ve Kültür Merkezi olarak kullanılan- eski Madımak Oteli’nden başlarken bir kısmımız da kahvaltı sonrası Meşhur Çerkez’in Kahvesi’nden kahve içerek başladı.
Tarihi milat öncesi dönemlere dayanan Sivas Anadolu’nun en önemli yerleşim birimlerinden birisidir. Özellikle Selçuklu etkisini çok fazla görmekteyiz. Meydan ve civarında görülebilecek yerleri şu şekilde sıralayabiliriz: Etnografya Müzesi, Buruciye Medresesi, Paşa Camii, Ziyabey Yazma Eser Kütüphanesi, Şifaiye Medresesi, Çifte Minareli Medrese, Ulu Camii ve Gökmedrese. Kısa Sivas gezimizi Ulu Camii’de noktaladık. Cuma namazını eda edip bir sonraki durağımız olan Erzurum’a vaktinde varabilmek için hemen yola çıktık.

Gezimiz süresince varış noktalarına vaktinde varabilmek için namaz vakitleri harici mola vermemeye gayret ettik. Haliyle yol üzerinde birçok önemli merkezi görmekten de mahrum kalmış olduk. Göremediğimiz kentlerden birisi de Erzincan’dı. Sivas-Erzurum yolunun ortasında yer alan Erzincan’da ikindi namazını eda etmek üzere Erzincan Yeni Sanayi Sitesi Hz. Hasan Hüseyin Camii’nde durakladık.

Erzincan denilince akla On Dördüncü Sözün Zeyli’nde yer alan bölüm geliyor. Bediüzzaman Said Nursi hazretlerine Yedinci Sual’de neden Erzincan ve İzmir’e hususi depremler geliyor diye sorulmakta. Erzincan ki tarihinde son bin yılda 11 büyük deprem görmüştür. Bu depremlerde şehir tamamen yıkılmıştır. En son büyük deprem 1936 senesinde yaşanmış ve 8 şiddetinde meydana gelmiştir. Bu yaşanan hadisede 30 binden fazla insan vefat ederken 100 binden fazla bina da yerle bir olmuştur.

Merkezine giriş yapamadığımız Erzincan’da fazla vakit kaybetmeden tekrar yola koyulup akşam namazı vaktinde Erzurum’a ulaşıldı. İstanbul’dan Erzurum’a yolculuğumuz toplam 22 saat sürdü. Erzurumlu Nur talebelerinin Muhammediye Medresesi’nde ikram ettikleri leziz akşam yemeğini yedik ve Prof. Dr. Alaaddin Başar ile yatsı namazı sonrası Erzurum hizmetleri hakkında sohbet ettik. Geceyi otobüste değil, Muhammediye Medresesi ve civarındaki birkaç medreseye dağılarak geçirdik. Sabah namazı ile kalkıp hemen yola çıkmamız gerekiyordu. Bir kısmımız sabah namazını Lala Paşa Camii’nde eda etti. Bir kısmımız sabah namazı sonrası Yakutiye’de çorbalarını içerken Erzurum’u gezmeye sadece yarım saatlik bir boşluk bulabildik. Bu kısa sürede Yakutiye Medresesi, Çifte Minareli Medrese, Ulu Camii ve Erzurum Kalesi’ni görebildik.

Palandöken Dağı eteklerinde kurulu olan Erzurum bilindiği gibi Doğu Anadolu’nun en büyük şehridir. Bediüzzaman hazretlerinin Erzurum’a ilk gelişi defa 13-14 yaşlarında Molla Mehmed’in refakatinde olmuştur. Tarihçe-i Hayat’ta Bediüzzaman hazretlerinin hakiki tahsilinin burada başladığı ve Mehmed Celâlî hazretlerinin nezdinde üç ay kadar sürdüğü belirtilir. 1914-16 seneleri arasında ise Erzurum topraklarındaki Pasinler civarında Ruslar’a karşı savaşmış ve savaş esnasında İşârâtü’l-İ’câz’ı yazmıştır. Yine 1926 senesinde Burdur’a sürgünü öncesinde bir hafta Erzurum’da kalmıştır.

Sabah erken vakitte Erzurum’dan Ağrı-Doğubayazıt’a doğru yola koyulduk. Erzurum-Ağrı istikametinde Pasinler’den geçip öğle vaktinden önce Doğubayazıt’a ulaştık. İlçe merkezinden geçerken yol kenarındaki Said-i Nursi İmam Hatip Ortaokulu dikkatimizi çekmişti. Otobüsümüz ilçe merkezinde hiç durmadan İshak Paşa Sarayı’nın bulunduğu tepeye kadar çıktı. Tepede saray haricinde Doğubayazıt Kalesi, Eski Bayezıd Cami ve Ahmet-i Hani Camii de yer almakta. Hava kapalı olduğu için meşhur Ararat Dağı denilen Ağrı Dağı’nın zirvesini göremedik. Zirvenin ihtişamından mahrum şekilde etekleri ile yetindik.

Bediüzzaman hazretlerinin henüz 13-14 yaşlarında iken Doğubayazıt’a geldiği bilinmekte. Tarihçe-i Hayat’ta “Kürtlerin edip dâhilerinden Molla Ahmed Hânî Hazretlerinin, gündüzleyin bile havf ile girilen kubbe-i saadetine kapanır, bazan geceleyin de orada kalırdı” şeklinde Ahmet-i Hani türbesini ziyaret ettiği yer almaktadır.

Doğubayazıt’tan sonraki durağımız Van idi. Van Gölü’nü göresiye kadar otobüsle ilerledikten sonra öğle namazı için bir mola verildi. Van merkez gezimizi bir sonraki gün yapacağımız için ikindi vaktine doğru eskiden Çoravanis Köyü olarak anılan Van Gölü’nün 15 km kadar doğusundaki Kavuncu Mahallesi’ne vardık. Van gezimiz boyunca bize Mele Attar rehberlik yaptı. Ekibin bir kısmı Vanlı Nur talebeleri ağabeylerimizle akşam yemeği hazırlıkları yaparken diğer grup Mele Attar ile Çoravanis’teki Bediüzzaman’ın talebelerinden Ali Çavuş’un ve Molla Maruf’un kabirlerini ziyaret edip akşam namazını Bediüzzaman Camii’nde (Kavuncu Mah. Camii) eda etti. Akşam namazı sonrası Van merkezdeki Cumartesi umumi dersine iştirak edildi.

Bediüzzaman hazretleri Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye âzâlığını bırakıp İstanbul’dan Ankara’ya ve ardından da Van’a döndüğü zaman talebeleriyle birlikte Erek Dağı eteklerinde Zernabad Suyu başındaki bir mağaraya çekilmişti. İki sene burada geçirdiği bilinmektedir. Bizler de Pazar sabahı ilk önce Erek Dağı eteklerine yeni inşa edilen Bediüzzaman Camii’ni ziyaret ettik. Dağın zirvesine gerek vakit darlığından gerekse çok yorucu olduğundan dolayı sadece iki kişi çıkabildi. Yine de bir çoğumuz Bediüzzaman hazretlerinin eski kilise kalıntılarından yaptığı kulübeciğe kadar çıkabildik. Erek Dağı’nın yorgunluğunu gidermek üzere Vanlı Nur talebesi ağabeylerimizin Edremit’te bizler için organize ettiği kahvaltıya geçtik.

Kahvaltı sonrası Van Kalesi’ne doğru giderken Eski Van Valisi İşkodralı Tahir Paşa’nın konağının önünden geçtik. 2011’de yaşanan Van depreminde konağın kalan son kalıntıları da tamamen yıkılmış durumdaydı. Tekrardan bu tarihî yapının inşa edilmesi için dua ettik. Van Kalesi’ne çıkmadan önce Mele Attar ile kalenin güneyindeki Horhor Medresesini ziyaret ettik. Bediüzzaman hazretleri 1897-1907 ve 1912-1914 seneleri arasında burayı medrese olarak kullanmış ve buradaki talebeleri ile Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus istilasına karşı Doğu’da savaşmıştır.
Cumartesi günü yağan rahmetin etkisiyle her yer bataklık gibiydi. Bir çoğumuz çamura battı. Kalenin etrafını dolanırken tekrar çamura batmaktan çekinen cesur ağabeylerimiz kaleye tırmanma yolunu tercih ettiler. Bediüzzaman hazretlerinin “Davam!” Diyerek düştüğü mağaranın 10 metre kadar batısında yer alan bölümden yaklaşık 15 kişi tırmandı.

Mele Attar mağarayla ilgili ilginç bir notu da bizlerle paylaştı. Tarihçe-i Hayat’ta bir bölümde “Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki: Mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız; o bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin mezartaşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız. Kapıcıya tenbih edeceğiz; bizi çağırınız. Mezarımızdan هَنِۤيئًا لَكُمْ sadâsını işiteceksiniz.” İfadeleri yer alır. Buradaki kapıcı ibaresini şöyle de düşünebiliriz dedi rehberimiz. Mağaranın başında görevliler var ve görevliden izin alıp mağaranın için görmek mümkün. Yani kapıcılar iş başında.

Van’a ilk geldiğinde Van Kalesi’ne çıkan Bediüzzaman hazretleri Van’da bir-iki gün kardeşi Molla Abdülmecid Efendi’nin evinde misafir oluyor. Sonrasında ise Nurşin Camii’nin iç kısmının bir köşesinde oluşturulan bir hücrede kaldığı bilinmektedir. Van’dan çıkmadan önce öğle namazı için yeni inşa edilen Yukarı Nurşin Camii’ne geldik. Öğle namazını eda ettikten sonra cami bahçesinde yer alan ve yeni restore edilmiş olan tarihî Nurşin Camii’nde namaz dersi yaptık. Cami şuan Diyanet’in okuma salonu olarak faaliyet gösteriyor ve içeride Risale-i Nur dersleri de yapılmakta. Mele Attar’dan dinlediğimiz ders sonrası Vanlı ağabeylerimiz ile vedalaşıp tekrar otobüsle yollara düştük.

Van’dan sonraki durağımız Bediüzzaman hazretlerinin dünyamıza gözünü açtığı Risale-i Nur’un nuruyla büyük bir iftihar kazanmış olan Bitlis vilayetinin Hizan ilçesinin Nurs Köyü’ydü. İkindi vakti ulaştığımız Nurs’ta hava kararmadan Bediüzzaman hazretlerinin doğduğu evi ve köy kabristanlığını ziyaret ettik. Bediüzzaman hazretlerinin annesi Nuriye Hanım, babası Sofi Mirza ve büyük kardeşi Molla Abdullah’ın kabirleri başında Yasin-i Şerif okuyup hatim duası yaptık. Kabir ziyareti sonrasında Bediüzzaman’ın “abimden ilk dersimi aldığım” dediği köyün tarihî mescidinde akşam namazını eda ettik. Geceyi Nurs’un misafirhanesinde geçirdik. Kalabalık olduğumuz gerekçesiyle bir kısmımızı Nurslular evlerinde misafir etti. Rahat bir gecenin ardından sabah namazından sonra kahvaltı yapmadan yola koyulduk. Nurs’a bahar yeni gelmiş olacak ki her yer yemyeşildi. Gelecekte planlacak olan geziler için en iyi takvim Mayıs başı olmalı.

Nurs sonrası ilk durağımız Siirt’in Baykan ilçesi sınırlarında yer alan Veysel Karani Türbesi’ni ziyaret ettik. Türbe bahçesinde kahvaltımızı yapıp Siirt’teki ikinci durağımız olan Tillo’ya vardık. Öğle vakti ulaştığımız Tillo’da tepede yer alan ve cumhuriyetçi karıncalar hadisesiyle meşhur olan Kubbe-i Hasiye’de soluklandık. 1890 (bazı kaynaklarda 1893) senesinde Tillo’ya gelen Bediüzzaman hazretleri bu tepede Kamus-u Okyanus adlı lügati babu’s-sin’e kadar ezberlemiştir ki bu da yaklaşık 1155 sayfadır.

Öğle namazını eda etmek üzere indiğimiz Tillo merkezinde önce İsmail Fakirullah Hazretlerinin türbesini ziyaret edip türbe hakkında kısa bilgi aldık. Ulu Cami’de öğle namazını eda ettikten sonra orijinal el yazması Marifetname ve Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın çalışma araçlarının yer aldığı müzeyi gezdik. Müzede fotoğraf çekemi yasak olduğu için hiçbir fotoğraf paylaşamayacağız.

Pazartesi günü akşam namazı vaktinde Şanlıurfa H. Ahmet Kaysı Camii’ne ulaştık. Akşam namazının ardından Şanlıurfalı Nur talebelerinin yemek ikramı oldu ve yemek sonrası “Gapder” olarak anılan medreseye geçip Leyle-i Berat programına iştirak ettik. Gece vakti uyumak için 2 saatlik gibi az bir vaktimiz vardı. Sabah namazı için vaktinde Bediüzzaman hazretlerinin ilk defnedildiği yer olan Halilurrahman Dergahı’nda hazır bulunduk. Dergah Camii’ndeki sabah namazı sonrası sol yan bölümdeki sabah zikrine iştirak ettik. Zikir sonrası Bediüzzaman’ın ilk defin yerinde kısa bir sohbetin ardından Abdulkadir Badıllı ağabeyin kabri başında dua ettik. İç mekanları, mağaraları gezerekten Halilurrahman Dergahı’ndan ayrıldık. Kale kapalı olduğu için kaleyi gezme imkanımız olmadı.

Halilurrahman Dergahı büyük bir külliyeden oluşmakta. Balıklı Göl’ün kuzeyinde küçük odalar mevcut. Odalardan göle bakan birisine “Risale-i Nur Medresesi” ismi verilmiş ve içeride risale dersleri yapılmaktaymış.

Bediüzzaman hazretlerinin Şanlıurfa’ya ömründe iki defa uğradığı bilinmekte. İlki Emeviye Camii’ne giderken Şanlıurfa üzerinden geçip burada Yusuf Paşa Camii’nde cemaate hitap etmiş. İkincisi ise 1690 senesinde…

Şanlıurfa’daki gezimizin sonlarına doğru çarşıdan geçip Bediüzzaman hazretlerinin cenaze namazının eda edildiği Ulu Camii’ne uğradık ve ardından son nefesini verdiği İpek Palas Oteli’ne geçtik. Kalabalık olduğumuzdan dolayı otel yönetimi içeri almadı bizleri. Gezimizin son durağı Şanlıurfa’da yer alan Makam-ı Eyyüb (as) idi.

Şanlıurfalı Nur talebesi ağabeylerimizin medreselerindeki kahvaltı ikramından sonra öğle vaktine kalmadan İstanbul’a doğru yola koyulduk. İkindi namazı vakti içerisinde Aksaray’a ulaştık. Aksaraylı Nur talebesi ağabeylerimiz bizleri karşıladı ve akşam yemeği ikram ettiler. Salıyı Çarşambaya bağlayan gece İstanbul’a geldik. Yol boyunca çok feyizli bir gezi yaşadıklarını dile getiren katılımcıların “Risale-i Nur’u okuma şevkimiz arttı” şeklindeki ifadeleri Şekercihan olarak bizleri de yeni geziler organize etmek üzere şevklendirdi.

Fotoğraflar:

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi buraya girin